Kemalettin Kamu Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği

Kemalettin Kamu Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği

Kemalettin Kamu Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği

Kemalettin Kamu Hayatı, Eserleri ve Edebi Kişiliği;

  • Kemalettin kamu 1901 yılında doğdu, 1948 yılında ise hayata gözlerini kapadı.
  • Memleketçi şairlerden olup Milli Edebiyat geleneğini sürdürür.
  • Vatan sevgisini, aşk, gurbet ve doğa olan sevgisi, bağlılığı ile işlediği şiirleriyle tanınır.
  • “Gurbet şairi” olarak edebiyatta tanınmıştır.
  • Gurbet duygusunu yüreğinde bizzat yaşamış ve şiirlerinde bu duyguyu  çok iyi yansıtmıştır, doğduğu şehir Bayburt’u terki diyar etmek mecburiyetinde kaldığından dolayı gurbet şiirlerine yönelmiştir.
  • Yazın ve edebiyat  hayatına aruz vezni ile kaleme aldığı şiirler ile başlar, Milli Edebiyat’ın etkisiyle şiirde ölçü olarak  hece ölçüsüne yönelir.
  • Şiirlerine genel olarak baktığımızda şiirlerinde daha çok hece ölçüsünün  11’li kalıbını kullandığını görmekteyiz.
  • Şiirlerinin dili sağlam ve sadedir.
  • Dili daha çok süsten, sanatlı söyleyişten uzak, yalın; anlatımı ise dilinin sadeliğine göre ahenkli ve yapmacıksızdır.
  • Diğer şiir türlerinden ziyade genellikle  epik, lirik ve pastoral( Köy hayatı, çoban hayatı) şiirler kaleme alır.
  • İstiklal Marşı yarışmasına katılan şairler arasında yer alır.
  • Pastoral şiir türünün Türk Edebiyatındaki en güzel örneklerinden birisi sayılan “Bingöl Çobanları” adlı  şiiri Kemalettin Kamu’ya Edebiyat çevrelerince  büyük bir nam kazandırır.
  • Şiirde vefakar cefakar Anadolu insanını, onun duygularını dile getirir.
  • Şiirdeki “Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına” dizesi hem kendinin hem de Türk Edebiyatının  unutulmaz dizeler arasında yer alır.
  • Kemalettin Kamu’nun ilk şiiri “Şam”, Bursa Mecmuası’nda yayınlanmıştır. Esas ününü kazandıran ikinci şiiri “Türk’ün İlahisi” adlı eseri Büyük Mecmua’da yayımlandı.
  •  Kurtuluş Savaşının o zor çetin  yıllarında “Dergâh” dergisinde yazdığı şiirlerle ülke çapında büyük bir şöhret kazandı.
  • “Varlık” ve “Oluş” dergilerinde de ara ara  şiirlerini kaleme aldı.
  •  Şiirleri vefatından sonra  sonra Rıfat Necdet Evrimer tarafından “Kemalettin Kamu, Hayatı, Şahsiyeti ve Şiirleri” adlı kitaplarda tek bir parça olarak toplanmıştır.
  • Şiirleri, okullarda ders kitaplarında yer alır.
  •  “Gurbet” şiiri şarkıcı Yıldırım Gürses ve  İzel tarafından şarkı olarak söylenmiştir.

Kemalettin Kamu Eserleri:

Şiir: Gurbet, Bingöl Çobanları, Gurbet Geceleri, Gurbette Renkler, Kimsesizlik, Güz, İzmir’e Tahassür, Hazan Yolcusunda, İrşad, Söğüt

Şiirlerinden Örnekler:

Gurbet

Gurbet o kadar acı
Ki, ne varsa içimde
Hepsi bana yabancı
Hepsi başka biçimde
Eriyorum gitgide
Elveda her ümide!
Gurbet benliğimi de
Bitirdi bir biçimde
Ne arzum ne emelim
Yaralanmış bir El’im
Ben gurbette değilim
Gurbet benim içimde

İrşad

Sevgilim güvenme güzelliğine,
Senin de saçların tarumar olur;
Aldanma talihin pembe rengine,
Hayatın uzun bir intizar olur.

Sevgilim her insan doğarken ağlar,
Çiceklerle açar,sularla çağlar,
Rehgüzarı olur, bahçeler, bağlar,
Nihayet isimsiz bir mezar olur.

Sevgilim baksana bir yanda gülen,
Bir yanda gözünün yaşını silen,
Kimi benim gibi erir derdinden,
Kimi senin gibi bahtiyar olur.

Sevgilim senin de geçer zamanın,
Ne şöhretin kalır, ne hüsn-ü anın,
Böyledir kanunu kahpe dünyanın,
Dört mevsim içinde bir bahar olur!

Bingöl Çobanları

Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,
Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.
Bekçileri gibiyiz, ebenced buraların,
Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
Görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
Her gün aynı pınardan, doldurup testimizi
Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.

Okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski, yeni,
Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,
Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek
Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı,
Her adım uyandırır acı bir hatırayı.
Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,
Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam,
Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,
“Suna”mın başka köye gelin gittiği akşam,
Gün biter, sürü yatar ve sararan bir ayla,
Çoban hicranlarını basar bağrına yayla,
– Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al
Diye hıçkırır kaval:

Bir çoban parçasısın olmasan bile koyun,
Daima eğeceksin başkalarına boyun;
Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,
Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı,
Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,
Mademki kara bahtın adını koydu çoban!
Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
Anlattı, uzun uzun.
Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,
Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla
Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına

Kemalettin kamu hayatı

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?