Şükür Konulu Hikaye Örneği (Şükürsüz Baba)

Şükür Konulu Hikaye Örneği (Şükürsüz Baba)

Ekmek Veren Eli Kıran Şükürsüz Baba

Halep’i kıtlık kırıp geçirmiş, Şükürsüz  insanların bazıları bolluk içinde olsa da halk bir lokma ekmeğe muhtaç aç bir haldeydi.. Herkesten çokta hamallar kıtlığı omuzlarında daha ağır hissediyordu. Bir sokağa girdiğinde sokaktan nefis ekmek kokusunun geldiğini fark etti. Muhakkak birisi avluda ekmek pişiriyordu. Evin kapısının önüne gelen hamal çaresizlikten, yokluktan utana sıkıla eve seslendi;
– Allah rızası için bir parça da olsa ekmek. Kaç gündür lokma dahi yemedim.

Tandırın başındaki iyi yürekli kadın pişirdiği ekmeklerden eline alıp kızına;. “Ver ekmekleri hamala” dedi. Kızcağız annesinin sözü üzerine ekmekleri güzelce katlayıp aç hamala verdi.
hamal o kadar sevinmişti ki keyfine diyecek yoktu. Ekmekleri alan hamal evine doğru içinde bir neşe, umut ile hızlandı. Acaba kaç gündür açtı, kaç gündür bir lokma dahi yememişti kim bilir? Tamda bu sırada hızlı adımlarla gelen sinirli bir adamın bağırması ile olduğu yerde çakıldı kaldı.
– Çabuk diyorum söyle bana , bu ekmekleri hangi evden aldın?
Hamal birz korku, biraz endişe ile arkasına dönüp eliyle sokağın sonundaki evi işaret etti:
– İşte şu evden.
Adam homurdanıp kızgın bir şekilde salladı başını:
– Şaşırmamışım, böyle dar, kıtlık zamanlarında başka kimin evinden ekmek alınabilir ki? Diyerek kızgın bir şekilde eve doğru ilerledi.
Kapıyı hızlı bir şekilde açıp sinirden köpürmüş bir vaziyette sordu:
– Şudar zamanda hangi kendini bilmez o hamala ekmek verdi?
Hanım kızına bir şey yapmaz diye düşünüp korkudan kızını gösterdi. Ne çare ki adamın şükürsüzlük ve cimrilik o kadar içine işlemişti ki kızın konuşmasına dahi fırsat vermeden elindeki sopayla kızın ekmek veren eline vurdu. Öyle şiddetli ve gözü dönmüşçesine vurmuştu ki kızın eli burkulup zedelendi, kızın eli çarpık kaldı. Kız acısını çekerken o hala kendi kendine söyleniyordu.

Devamı;

– Be ahmaklar her gelene ekmek versek bu evde bize ekmek kalır mı sanırsınız.
Gel gör ki adamın hesap edemediği bir şey vardı. Nimeti veren Allah’tır ve nimet şükür isterdi. Şükürsüzlük eldeki nimetin uçup gitmesine nedendi. Öyle ki adamın bu şükürsüzlüğünün sonu da öyle olacaktı. Kısa zamanda içinde adamın işleri bozuldu, tepetaklak oldu. Her geçen gün işleri hada da bozulan adam çarşının en iyi yerindeki dükkanını bile satmak zorunda bıraktı. Dahası bir süre sonra bir lokma ekmeğe dahi muhtaç hale geldi. Bir akşam eve gelen adam bitap bir haldeydi. Kızını çağırıp o na söyle dedi:
– Bugün bir ekmek parası daha kazanamadım, artık benden ümidinizi kesin ve başınızın çaresine bakın. İn çarşıya dükkanlardan ekmek iste, dedi.

Kızcağız babasının isteği üzere çarşıya inmiş, utanarak sattıkları dükkanın karşısına geçerek belki eski bir dost, bir tanıdık görürüm diye beklemeye başlamıştı. Aciz bir şekilde kendisini gören dükkandaki adam hemen kızın yanına gelerek:
– Sen masum birine benziyorsun, niçin bekliyorsun burada? diye sormuştu. O da gerçekleri bir bir anlatmış adama.
– Ekmek dahi alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan belki verirse ekmek parası istemek üzere bekliyorum burada.
Adam hemen elini cebine attı. Hatırı sayılır bir miktar parayı zavallı kıza uzatarak “Al” dedi. “Bununla istediğin kadar ekmek alabilirsin. Ben de nimetin şükrünü eda etmiş olurum böylece.”
Kızcağız utanarak elinin birini arkasına saklamış, ötekiyle parayı alırken adamın dikkatin çekti bu saklayış;

Devamı;

– Elinde bir sıkıntı varsa hemen tedavi ettireyim, neden saklıyorsun? Allah bana çok güzel nimet verdi, şükrünü eda etmek için çok çok iyilik yapmam gerek, dedi.
Kızcağız önce söylemek istememişse de adamın ısrarına daha fazla dayanamayıp anlattı eline ne olduğunu
– Ben bir garibana ekmek vermiştim. Babam yolda rastlayıp sormuş, o da evi gösterip ‘İşte oradan aldım’ demiş, bizi haber vermiş. Babam eve gelince elindeki sopayla hiç acımadan ekmek veren elime öylesine bir vurdu ki, o günden sonra elim böylece çarpık kaldı. Başkalarına göstermekten utanır oldum. Bu yüzden de kimseye varmadım, evde kaldım.  Bu sözleri dinleyen adam bağırmaya başlar:
– Komşular! Çabuk buraya gelin, ben hayalimdeki altın kalpli kızı buldum, hayat arkadaşım işte karşımda, siz de şahit olun… diyerek başlar anlatmaya:

-Sizden Ekmeği isteyen fakir bendim. Ben o gün bir hamaldım. Demek ki elinin bu halde olmasına ben sebep olmuşum. Hem sebep olayım hem de seni bu halinle baş başa bırakayım. Buna Allah razı olmaz. Seni görünce içimden bir sevgi selinin koptuğunu anladım, bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor diye düşünmüştüm. Yanılmamışım.

Baban Şükürsüz lük ettiğinden Allah onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise sınav sırası bana geldi, ben de aynı şükürsüzlüğe düşmek istemem. Haydi gel, nikahımızı kıyıp birlikte babanı içinde bulunduğu çıkmazdan bu darlıktan kurtaralım.
Mutlu bir şekilde yola koyulurlar, ekmek veren eli sakatlayan Şükürsüz babaya doğru…

“Şükrederseniz çoğaltırım, etmezseniz elinizden alır şükredene veririm. Şükürsüz e de azabım şiddetli olur…” (Kur’an-ı Kerim, 14/7)

Birlik ve Beraberlik Konulu Hikaye Örneği

Dostluk Konulu Hikaye Örneği

Şükür Konulu Ayet ve Hadisler-Kompozisyon Örneği

ŞÜKÜR MASALI

Dürüstlük (Hikaye)

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?