Tasavvufta Aşk

Tasavvufta Aşk

Tasavvuf inancına göre kişiyi allaha götüren yolun özü aşktır. Aşkın tarifini anlatmaya kelimeler kısır kalır. Aşkın tanımını aşka düşen yapabilir. Yinede biz genel tanımlardan yola çıkarak aşkı anlatalım.

Aşk her şeyde iyiyi ve güzeli görebilmektir. Vahdet (Birlik) inancına sahip olan insan yaratılan varolan her şeyin allahın bir parçası olduğunu bilir ve bunun neticesinde yaratıcıya ulaşması için aşka yonelir. Beşeri aşka yani insanın sevgisine ulaşmadan, yatmadan Allah aşkına ulaşılamaz.
Tasavvufta aşk Bir ızdırap olarakta görülür. Bunu anlamak ise sadece aşık olana gösterilir. Şeyh Galip nasıl ki aşkı , ateş denizinde mumdan bir gemiye benzettiğini anlamanın yolu aşk ateşinde yakmaktan geçer.
Aşkı kalpte taşıyan insanlar gözündeki perde indiğinde ilahi aşkı göreceklerdir. Burada dikkatimizi çeken nokta şu olmalı; aşkı kalpte taşımak. Bunu becerebilen, kalbini kötü söz, kin, nefret ilekarartmayan insan ilahi aşkla tanışabilirsiniz gayet normaldir.
Leyla ile Mecnun hatırlarsanız. Önce Leyla’nın peşinden koşan Mecnun sonra onu tanımaz. Çünkü beşeri aşk ilahi aşkın kapısını aralar. Bu aralıktan girebilenlere ne mutlu.

Tasavvufta ve aşkta bazı kavramlar vardır isterseniz onlara bakalım.

Mürşid, aşkın sakisi
Derviş, kadeh
Aşk, asıl olan şaraptır

Yazımızı şu kissasla bitirelim. Zuleyhanin Yusuf’a olan aşkını bilirsiniz.  Yusuf kölelikten kurulduğunda zuleyhayi görür ve eğer isterse onunla evlenebilecegini söyler. Fakat Züleyha Yusuf’a hayır cevabını verir. Züleyha derki, sana olan aşkım yaratıcı ile benim aramda bir perdeden ötesi değilmiş. O perdeyi gittiğim senin aşkına ihtiyacım yok der.
İnşallah Allah’ta bizim gözümüzde ki perdeyi bir gün yırtar ve bizde gerçek aşka vasıl oluruz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?